Korku İmparatorluğu
Kişiye sorulduğunda, "neden korkarsın" diye, kişi içselleştirir bu soruyu. Bireysel korkularıyla verir cevabını. Oysa günlük yaşamda korkulanlar çok farklıdır sanal korkulardan. Çağdaşlaşma bir terör toplumunda yaşama sonucunu doğurdu. Siyasal, teknolojik ve ruhsal kazanımlar, sahip olunabileceklerin çeşitliliği ve imkan dahiline girebilmesindeki yoğunluk, bir paradoks şeklinde günlük yaşamdaki hırçınlığı, kabalığı artırdı.
Demokratik toplumlarda radikal ve istisna olarak görülen terör, asıl etkisini sosyal düzeni içselleştirmemiş, sosyal kontrat sonucu kurulmamış düzenlerde göstermeye başladı. Siyasetten basına, eğlenceden trafiğe her yerde terör hüküm sürüyor. Korku asıl bu noktada etkin.
Sorulduğu zaman söylenmeyen, görüşlerimi açıklamaktan korkuyorum, trafiğe çıkmaktan korkuyorum, karakola girmekten korkuyorum yanıtları asıl korkularımız.
Gerçek düşüncelerimizi söylemekten korkuyoruz. Ama milyonlarca lirayı zimmetimize geçirmekten korkmuyoruz.
Caddede karşıya geçmekten korkuyoruz, ama bıçak çekip karşıöızdakine saldırmaktan korkmuyoruz.
Eğitimden korkuyoruz, eğitimsizlikten korkmuyoruz.
Hukuktan korkuyoruz, hukuksuzluktan korkmuyoruz.
Kuralların sadece ihlal edilmeğe yaradığı bir düzen yarattık. Ve bu düzenin koşullarını sevmiyoruz. Ve değişmek, değiştirmek için hiçbirşey yapmıyoruz.
Korku imparatorluğu, bozukluk, düzensizlik bizim eserimiz. Bizim seçimimiz. Korkudan uzaklaşmak için seçimimizi değiştirmemiz lazım. İnsanca yaşayabilmek için insanca yaşatmayı. Geçmişimizi, deneyimimizi yok saymadan ama tarihi gerçekliğin merceğinden bakarak ve gerçekten öğrenerek. Rövanşizmden, şark kurnazlığından uzakta bir yerde demokratlaşmamız lazım.
Dersimiz bu...




0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa